ARAŞTIRMA » Türk LütiyeleriTokyo kongresinde sunulan tebliğ
Etem Rûhi Üngör
55 yıllık aktif musiki hayatımda başlıca iki konu üzerine yoğunlaştım. Bibliyografya ve Organoloji.
Bunlardan Organoloji yani çalgı bilim; bu Kongrenin konusuna girmektedir. Bu Organoloji çalışmalarımda önce,
bütün Türkiye'yi 12 yıl zaman içinde 20.796 Km. + 930 Mil katederek Türk Halk çalgılarım inceledim ve derlediğim çalgıları
koleksiyonuma kattım. 1977'de tamamlanan Türk çalgıları koleksiyonum bugün 600 parçaya ulaşmıştır.
Bu konuda diğer çalışmalarım; dış ülkelerdeki çalgı müzelerin! bizzat görmek veya kataloglarım ve çalgı
kitaplarım incelemek olmuştur. Böylece şu hükme varmış bulunuyorum:
"Türk çalgıları dünyanın en zengin çeşitliliğini haizdir."
Bu sonuçtan organoloji aleminin maalesef haberi yoktur. O kadar ki dünya çalgı kitaplarının çoğunda
Türk çalgılanndan en küçük bahis bile olmadığı gibi dünyanın en zengin çalgı müzesi olan Brüksel çalgı müzesinde dahi bir tek
Türk çalgısı yoktur(l)
Çalgıları zengin olan bir milletin elbette ki Lütiyeleri de o nisbette fazla olacaktır. Ancak, maalesef bu durum bugün aydınlığa kavuşturulamamıştır. Biz Türklerin
maalesef, yapmak kadar yazmak adetimiz yoktur. Yani yaptıklarımızı hiç yazmamışızdır. İşte bu duruma göre Türk çalgılarım ancak Osmanlı öncesi Selçuklu
devrinden tanımaktayız. Bugün elimizde Selçuklu devrinden (XIII. yy.) kalma Tunç'tan yapılma bir çift KÖS bulunmaktadır. (2) Ki bu Kös'ü
yapan Lütiye bilinmemektedir.
Elimizdeki yazılı kaynaklardan Abdülkadir Meragi (1360-1435)'den itibaren çalgı isimleri ve kısa açıklamalarına rastlanmaktadır.
Daha sonda Şükrullah (1388-1470), Hızır Ağa (?- 1760? ), Hünername (XVI. yy.) ve Evliya Çelebi (1611-1683)'de çalgı konulanına rastlanmakta ise de bunların hiç
birinde Lütiyelerden bahis yoktur. (3)
Ne yazık ki bugüne kadar Türk musikisinde Lütiyeler konuşu ciddi olarak ele alınmamıştır. Ve ilk defa eldeki sınırlı bilgiler İşığında bu konu bu kongrede ele alınmaktadır.
Geride bıraktığımız XX. yy.'in ilk çeyreğine kadar Türkiye' de Lütiyelik "Usta-Çırak" öğretim yolu ile süregelmiştir. Ancak, Cumhuriyet'ten (1923) itibaren açılmaya
başlanan Konservatuarlarda ve bazı sanat okullarında Lütiye yetiştirilmeye başlanmıştır. Şu an Türkiye' de hem eski gelenek olan Usta-Çırak öğrenimi ve hem de okul öğrenimi ile Lütiye yetişmektedir.
Bu tebliğimde sunacağım Lütiye biyografilerinde geçmişten günümüze, Lütiye çalışmalarının şu üç şekli görülmektedir :
a) Çalgının tamamı Lütiyenin elinden çıkmaktadır.
b) Çalgının bir kısmı bizzat Lütiye tarafından yapılmakta ve bazı parçaları da başka ustalara yaptırılmaktadır.
c) Bir firma, çeşitli ve bilinmeyen (zamanla da değişebilen) ustalara yaptırılan çalgılar o firmanın
etiketi ile satışa sunulmaktadır ki bunlar genellikle "sıra
işi" tabir edilen çalgılar olmaktadır. Çalgı yapımında
standardizasyon, değil bizde, başka ülkelerde dahi tam anlamı
ile uygulanmamıştır. Dünyanın en yaygın çalgısı olan
Kemanda dahi Lütiyeden Lütiyeye mili metrik de olsa farklılıklar
görülmektedir. Çalgı yapımında birinci amaç iyi ses elde etme
olduğuna göre Lütiye elbette ki onu arayışta az da olsa bazı
farklılıklara yönelecektir.
Batı musikisi eğitimi üzerine kurulan
ve bu çok eski kuruluş geçmişine dayanan Ankara Devlet Konservatuarı'nda
kuruluş yıllarmdan (1936) hemen sonda batı musikisi çalgıları
tamir ve yapım Lütiye bölümü de faaliyete geçmiştir. Bundan çok
yıllar sonda kurulan İTÜ "Türk Musikisi Konservatuarı"nda
yine kuruluş yıllarından itibaren bir çalgı yapım bölümü
faaliyete geçirilmiştir. Buradan yetişenlerden bilhassa Türk çalgıları
Lütiyeleri piyasadaki Lütiyelerin seviyesine henüz ulaşamamıştır.
Memnuniyetle belirtebiliriz ki bugün hem her tür çalgı üzerine eski
Lütiyeleri aratmayacak sanatkarlar yetişmiştir.
(1) 1977 yılında, 100.
Kuruluş yıldönümü davetlisi olarak bu müzeye gittiğimde
onlara hediye olarak l ney ve l de Çifte olmak üzere 2 Türk Çalgısı
hediye etmiştim. Çalgı kitaplarına. Curt Sachs'ın 505 sayfalık
"The history ofMUSICAL Instruments" kitabı da dahildir.
(2) Son yıllarda (1932
öncesi) Diyarbakır'da bulunan bir çift Selçuk Kös'ü ilk defa
E. R. Üngör tarafından yapılan "Türk Çalgılan/Turkish
Musical Instruments 1985" Takviminde yayınlanmıştır. Yılı:
XIII. yy başı Madeni: Tunç (derişiz) Çap: 49 cm. Yükseklik: 65
cm. Bulunduğu yer: Türk-İslam Eserleri Müzesi (İstanbul)
(3) Bkz: Etem Ruhi Üngör,
"Osmanlı", Ankara 1999, C.10, s. 572-583, Yeni Türkiye
yay. "Osmanlıda Türk Musikisi ve Çalgıları"
Lütiye (Fr. Luthier) : Lâğuta yapıcı;
saz yapıcısı. (Mûsikî sazları -çalgıları- imal eden kişi.)
KOSTÎ VENTURA (1810 ? - ?)
Rum asıllı olup elimizde bulunan sanatlı yapılı bir Lavta'sından
başka hiç bir bilgi yoktur. Sapı fildişi ve sırtı siyah zemin üzerine
beyaz dalgalı fletolarla süslü bu Lavta'yı Sultan Abdülaziz kullanmış
olup torunu Gevherîn Sultan tarafından E. R. Üngör koleksiyonuna
hediye edimiştir. Etiketi: Rumca yazılı, "Kosti Ventura, Mart
1840"
MAHMUD USTA (1830? - ? )
En eski Lütiyemiz olarak bilinen Mahmud Usta'nın kesin doğum ve ölüm
tarihleri bilinmediği gibi elimizde fotoğrafı dahi yoktur. Sadece
kendisi gibi Kanun yapımında ünlü Emin Ustayı yetiştirdiği
bilinmektedir.Yaptığı kanunlardan zamanımıza intikal edenlerden
kendisinin çok iyi bir usta olduğu anlaşılmaktadır. Kanunlarının
en belirgin tanınma özelliği, burgu tahtası kenarlarının dalgalı
oluşudur. Haluk Güneyli, Emin yapılarının diğer özelliklerini şöyle
açıklamaktadır:
"Burgu tahtası kenarları dalgalı venihayetinde yaprak şeklinde
bir oyma bulunmaktadır. Burgu tahtasının dip tarafında oyma küçücük
bir kubbe şeklindedir. Göğüs kafeslerinde ilk zamanlar ufak kafesli,
sonda güllü motiflerle oyma kafesler yapmıştır. Kanunlarımn genişliği
Emin Kanunlarına nazaran daha kaimdir (4,5 cm. kadar) "Zenne"
tabir edilen kadınların kullanabileceği küçük Kanunlar da yapmıştır.
Mahmud ustaya ait gördüğüm en eski Kanun 1869 tarihim taşımakta
idi."
Kanunlara "mandal" uygulaması XIX. yy. sonlarında
olduğuna göre gerek Mahmut usta gerek Emin usta ve daha sondaki Kanun
yapıcılarının ilk yaptıkları Kanunlarda burgu tahtasına paralel
uzanan göğüs fletoları mandal tahtası altında kalmaktadır. Böyle
mandal tahtası altında kalmış fletolu kanunlar en eski yapılardır.
BARON BARONAK (1834-1900)
Başlıca kemence olmak üzere Tanbur, Ud ve Lavta da yapmıştır.
Ermeni asıllıdır. İstanbul'un Samatya semtinde doğmuştur. Hayata dülger
olarak başlamış sonra doğramacılık ve daha sonra da Lütiyelik
yapmıştır. Sultan Aziz devrimde (1861-1876) sarayda "Saz usta başılığı"
yaptığı da rivayet edilmiştir. Bilhassa Kemence üzerindeki yapım
ustalığı kendisinden sondaki Lütiyeleri de etkilemiştir. Son devrin
ünlü ve değerli Lütiye'lerin den Haldun Menemencioğlu (1912-1972)
"Kemence hakkında Etüd" yazısında şöyle demektedir:
"Tamir için elimden geçen Baron Kemençelerinin hepsinde tarih
bulamadım. Ezcümle Cemil merhumun "Andelib" ismim verdiği
Kemence de bu meyandadır. Ancak, rahmetli Kemal Niyazi Seyhun'a ait
koyu renkli sarı ardıçtan mamul fildişi ve bağ işlemeli Kemençede
de 1891, Ruşen Ferid Kam'a ait bir Baron'da da 1900, halen bende olan
teknesinin dışı fildişi ile kaplı keza, Baron yapışı bir kemençede
de 1889 tarihim tesbit etmiş bulunuyorum. Diğer Baron Kemençelerde
tarih olmadığım gördüm. Kapağın içinde kurşun kalemle yazılmış
yalnız imza vardı."
Günümüze kalan "Baron" Kemençeleri sahipleri
3 Ruşen Ferit Kam
3 Haldun Menemencioğlu
3 Fahire Fersan
2 Cüneyt Orhon
2 Gevherin Osmanoğlu
l Galata Mevlevihanesi
l Nihat Doğu
l Paraşko Leondaridis
l Hilmi Rit
l Kemal Niyazi Seyhun veresesi
l Suphi Ziya Özbekkan veresesi
l Naime Mesut Cemil
l Etem Ruhi Üngör
l Tokai Üniversitesi
EMİN USTA (1840? - ? )
Emin ustanın doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmiyor.
Mahmud ustanın çırağı olup Kanundan başka çalgı yapıp yapmadığı
da bilinmiyor. Ustalık bakımından ustasını geçtiği kabul edilir.
Yaptığı kanunlarda gerek ses ve gerekse işçilik yönünden gösterdiği
ustalık her türlü takdirin fevkindedir. Opus No. 146 kanunumun küçük
bir operasyon için içini açan H. Menemencioğlu, Emin ustanın
aletteki iç işçiliğin! çok övmüştür. Hatta bu konuda bir yazı
kaleme almaya niyet etmiş ise de ömrü vefa etmemiştir. Emin usta
yaptığı Kanunlara opus numarası koymakla belki ilk çığırı açan
Türk Lütiyesidir.Emin kanunlarının belirli vasıfları; göğüs
motiflerindeki gül desenli kabartmalardır. Burgu tahtasının alt
ucundaki kıvrım yerinde de çok belirli ve çok kabarık bir şekilde
yine gül motifi görülür. Tel takma tahtasının oyuk kısmı içine
ve tam orta yerine (Soğuk damga olarak) iki yıldız arasına opus
numarası koymuştur. Bu tel takma tahtasının kapağı içine yine tam
orta yerine soğuk damga olarak opus numarası ve sağ tarafa da gömme
olarak eski harfli "Emin" yazışı koymuştur. Deri altı
tahta kısma da yapılış tarihi (Rumi olarak) koymuştur. Bazı
kanunların ön fleto kısmına (en dar kısım) eski harflerle
"Eseri Emin" yazmıştır. Emin usta da; ustası gibi burgu
tahtasını ondüleli yani dalgalı yapmıştır.
AZİZ MAHMUT EFENDİ
Edirne'de doğan Aziz Mahmut Ef. kırk yasma kadar orada çalgı yapımı
ile uğraştıktan sonra 1881 yılında İstanbul'a gelerek o zamanki
Maliye Nezareti karşısında (Şimdi Beyazıt Polis merkezi sırasında)
bir dükkan açarak çalgı yapımım devam ettirmiştir. Daha ziyade
Tanbur yapımıyla ün kazanmıştır.
MANOL (EMMANUİL VENYOS) (1845-1915)
İstanbul Ortaköy'de doğmuştur. Rum asıllıdır, ilk mesleği
mobilya cilacıhğıdır. Daha sonra doğramacılık yapmış ve
sonradan çalgı yapımma başlamıştır (1870). Dükkanı Beyoğlu
İstiklal caddesinde idi. Özellikle ud yapımında kazandığı ün
günümüze kadar süregelmiştir. Lavta da yapmıştır. En seçkin
çırakları olarak Bahriyeli Mustafa ve Victor De Kavalla
bilinmektedir. Manol Udları Udiler arasında hala değerim sürdürmektedir.
Manol Ud yapısmm en belirgin görünüş özelliği sırt fletolarında
kullandığı ince ve birbirine bitişik sarısiyah fletolardır.
Manol udlarının sırt fletoları genellikle 19 veya 21 parçalıdır.
Bu fletolarda maun ağacı kullanmıştır.
Yazar Sermet Muhtar Alus (1887-1952), 28. 9. 1947 tarihi Akşam
gazetesinde aynen şöyle yazıyor: "Galata'da tramvay
caddesinde, yüz yıllık işkembecinin iki üç kapı berisinde küçük
bir dükkandaymış. Ben pek çocuktum hatırlamıyorum... Udlarının
en ucuzu 5 adet sarı lira, nakışlıları 8-10 lira." İstanbulda
ölmüştür.
Ud etiketleri: Manoliden inşa olunmuştur. Galata Sandıkçılar Cd. No. 168. 1907
Zenne Lavta etiketi: Emmanuü Venyos Deraliyyede Galata. Sandıkçılar 168 numaralı. 1876
Zenne Ud etiketi: Manoliden inşa olunmuştur. Der-âliyyede
Galata Sandıkçılar caddesi No: 168. 1915
UZUNYAN ARTIN (HARUTYUN) (1845? - ?)
İstanbul'da doğmuştur. Ermeni asıllıdır. Daha ziyade kanun ve
tanbur yapımı île ün kazanmıştır. Ud da yapmıştır. Uzunyan
Artin, Kanunlarına belirli bir yazı ve işaret koymamıştır. Göğüs
kafeslerinin kendinden oymalı oluşundan ve kenar motiflerinin özelliğinden
tanınabilir.
Ud etiketi: Artin ve Ohannes Uzunyan Uzunçarşı, Hicri 1291-1292 (1875)
(Tanburi Cemil'in kullandığı Tanburun etiketi): Artin Vahe Uzunyan ve Ohannes biraderler Uzunçarşı No 318, Sene 305 (1889)
MİÇO (1855-1919)
"Kulekapılı Miço" adıyla anılan Miço usta İstanbul'da
Kulekapısında) dünyaya gelmiştir. Rum asıllıdır. 12 yaşlannda
iken akrabalarım ziyaret maksadıyla Köstence'ye gitmiş ve orada
santur yapmayı öğrenmiştir. Başta Osmanlı sarayma olmak üzere bir
çok Santur yapmış ve İstanbul'da ölmüştür. İstanbul Şehir
Rehberi ve haritalarmda Kulekapısı isimli bir semte rastlanamamıştır.
Muhtemelen Yedikule kapısı veya Sulukule kapışı olmalıdır.
MİHRAN KERESTECİYAN (1865-1940)
Niğde'de doğmuştur. Ermeni asıllıdır. İlk mesleği demiryolu
gardöfrenliğidir. Otuz yasma kadar bu meslekte çalıştıktan sonda
İstanbul'a gelerek Beyazıt'ta Çadırcılar içinde marangozluğa başlamıştır.
Yine Beyazıt'ta dükkanı bulunan Lütiye Aziz Mehmet Ef.'den Lütiyeliği
öğrenmiş ve başta Ud olmak üzere Kemence, Santur ve Keman da yapmıştır.
Istanbulda Kadıköyü'nde ölmüştür.
İZMİTLİ (1870? - ? )
"Küçük İzmitli" diye anılan bu Lütiye Rum asıllı
olup asıl adı bilinmediği gibi kesin doğum, ölüm tarihleri ve yeri
dahi bilinmemektedir. Elde mevcut 8 kemençeden onun en iyi bir kemence
Lütiyesi olduğu kabul edilmektedir. Zamanımızın ünlü Lütiyesi
Haldun Menemencioğlu (1912-1972) onun kemence ölçülerini diğer bir
kemence ustası olan Baron'un yapıları ile mukayeseli olarak şöyle
tesbit etmiştir:
| |
Baron |
İzmitli |
| Boy |
410 |
410 |
| En |
145 |
250 |
| Sap kalınlığı |
31 |
27 |
| Tekne derinliği |
35 |
27 |
| Göğüs delikleri |
Büyükçe |
Daha küçük |
| Yapı |
Kaba veihmalkar |
İtinalı ve zarif |
| Kapak kalınlığı |
6-7 |
5-6 |
| Kapak vaziyeti |
Düze yakın |
Hafif bombeli |
Günümüze kalan "İzmitli" Kemençeleri sahipleri
l Ruşen Ferit Kam
l Ekrem Erdoğru
l Kamuran Erdoğru
l Nihat Doğu
l Kemal Niyazi Seyhun veresesi
l Turgut Alporal
l ihsan Özgen
l Etem Ruhi Üngör
KAPUDAĞLI İLYA (KANAKİS) (1870-1930)
Bandırma'ya bağlı Kapudağ'da doğmuştur. Rum asılıdır. Önce
Mandolin ve Gitar yaparak başlamış ve sonra 25 yaşlarında İstanbul'a
gelerek Kapalıçarşı'da dükkan açmış ve o zamanın en yaygın
çalgısı olan Ud yapımına başlamıştır ayrıca Lavta da yapmıştır.
Beyaz zemin üzerine baskılı, fotoğraflı etiket kullanmıştır.
Etiketlerine opus numarası da yazmıştır. 1930'da Selanik'te ölmüştür.
Ud etiketi: Düyünumumiye karşısında Çiftesaraylar karşısında
No. 55 (UdNo. 718)1912
MEHMET USTA (1870? - ? )
Kastamonu'da doğmuştur. Kesin olarak doğum ve ölüm tarihleri de
bilinmiyor. Çevresinde marangozluk işleriyle uğraşmakta iken bir
tesadüfle eline geçen piyano imal katalogu ilgisini çekmiştir.
Yabancı dildeki açıklama bölümlerim Türkçe'ye çevirterek
Piyanoyu imale karar verir, yılmadan bıkmadan çalışır ve başarır.
Devir II. Abdülhamid devri (1876-1909)'dir. Kastamonu'da zamanın vahşi
Enis (veya Esat) Paşa durumu Saraya bildirir. Sanatkar padişah bu
sanat olayıyla hayli ilgilenir Mehmet Usta'yı ailesi ve Piyanosu ile
birlikte Saraya aldırır. Mehmet usta yıldız Sarayı'ndaki atölyesinde
çalışmalarına başlar. Zamanla bir kaç Piyano yapar. Sonradan
sedefli ve fildişi süslemeli piyanolar da yapar. Bunlardan biri o sıralarda
İstanbul'a davetli olarak gelen Alman imparatoru II. Wühelm'e hediye
edilir.Sultan Abdülhamid'in tahttan indirilişinden sonda
"Piyanocu Mehmet Usta" memleketi olan Kastamonu'ya dönmek
zorunda kalıyor. Son zamanlarında Kastamonu Sanat Mektebi'nde atölye
şefi olarak görev yapmıştır. Böylece anlaşılıyor ki ilk Türk
yapımı Piyano Ankara'da değil Kastomonu'da yapılmıştır.
NİHAD İHVAN (1870? - ? )
Şam'ın Osmanlı imparatorluğuna bağlı olduğu yıllarda ud yapımcılarının
bir hayli fazla olduğu bu şehrimizde en ünlü Lütiyelerden biri.
Udlarına opus numarası koymuştur. Göğüs kafesi fildişi oymalı 6
köşeli çiçek desenli yıldız, orta yerinde: "Nihad ihvan,
19011881" yazılıdır. Aynı tip iki Ud'dan biri Şerif Muhiddin
Targan'da diğeri E. R. Üngör'de (116 opus numaralı) dır.
Ud etiketi: Nihad İhvan Damas, 31 temmuz 1901 No. 116 (Fotoğraflı)
KOSTİ KARAGÖZ (1870? - ?)
Ud etiketi: Uzunçarşı basında Mercan Karakolu karşısı, 1901
KİRKOR KAHYAYAN (1875-1933)
İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Ermeni asıllıdır. Babasının
mesleği olan doğramacılıkla işe başladıktan sonra Ud yapımına
başlamıştır, İstanbul Mercan Çakmakçılarbaşı'ndaki dükkanında
Ud yapımım sürdürmüştür. Yetiştirdiği Lütiyelerden en ünlüleri
Onnik Garipyan (Küçüküner) ve Levon Boğosyan Gözenoğlu'dur. K.
Kahyayan Üsküdar Fıstıkağacı'nda otururdu. Jirayir adında bir oğlu
ve Efil adlı bir kızı vardır.
VASİL (1875-1915)
İstanbul'da doğmuştur. Rum asıllıdır. Ustası Baron'dur. Ud,
Lavta, Kemence ve Tanbur yapmıştır. Özellikle Tanburlan çok değer
kazanmıştır. Beyaz zemin üzerine baskılı etiket kullanmıştır. İstanbul'da
ölmüştür.
HASKÖYLÜ (Mıgırdıç) (1875? - ?)
İstanbul'da Hasköy'de doğmuştur. Ermeni asılllı Kanun ve Ud yapıcısıdır.
Özellikle Kanunları ile ünlüdür. Bazı Kanunlarına işaret olarak
burgu tahtasının en üst kısımına Ermenice harflerle gömme olarak
"Mıgırdıç" yazışı koymuş ise de bazı kanunlarına (muhtemelen daha eski yapılara) bu işaret yazışım koymamıştır.
Ud etiketi: Mıgırdıç Hasköylü Uzunçarşıbaşı, 1905
Ud etiketi: Mıgırdıçtan inşa olunmuştur. Uzunçarşıbaşında No., 1907 (Altta Ermenice yazı)
ZERON ÇAKICIYAN (1875? - ?)
Biyografisi bilinmiyor. Kemence sanatkarı Kaamuran Erdoğru'da
bulunan bir kemençede 1905 tarihi ve bu isim yazılıdır.
SELİM KUTMANÎ (1876-1942)
Türk mûsikîsi nota yayıncılığında en önde gelen Kutmanî
kardeşlerin Selim, Tevfik, İskender'in en büyüğü olup diğer kardeşlerden
önce İstanbul Beyazıt'a gelip Maliye karşısı no. 139 dükkanda
nota yayınına başlamış ve bu arada da başta Ud olmak üzere çeşitli
çalgılar imal ettirip firma etiketi ile satışasürmüştür.
GARABET MÎKAİLYAN (1876? - ?)
Ud etiketi: Garabet Mikailyan Mayıs 1906
TEVFÎK KUTMANÎ (1880? - ?)
Şamlı Kutmanî kardeşlerin ortancası olan Tevfik Kutmani de Beyazıt
Vezneciler No. 51'de "Alatı Mûsikîye Magazası" adlı işyerinde
nota yayınları ile birlikte firma etiketi ile başta Ud ve diğer Türk
Mûsikîsi çalgıları imal ettirerek satış yapmıştır.
Ud etiketi: Udçu Tevfik Beyazıt Sultanhamam Sokak No. 2 1320 (1902/1903)
ARSAK ÇÖMLEKÇİYAN (1880-1930)
İstanbul'da doğmuştur. Ermeni asıllıdır. Udi olup ünlü Kemani Nubar Tekyay'ın babasıdır. Beyazıt Mercan Uzunçarşıbaşı'nda
Caferiye hanındaki işyerinde nota yayıncılığma başlangıç tarihi
kesin olarak bilinmiyor. Ancak yayınladığı 13 adet fasıl fasikülündeki
9 numaralı Suzinak faslında bulunan 1922 tarihi nazara almdığında
yayın başlangıcının 1910'lara kadar uzandığı tahmin edilebilir.Çömlekçiyan
nota yayıncılığı ile birlikte Ud imal ettirerek firması adına satış
da yapmıştır. İstanbulda ölmüştür.
Tahminen yüzyılımızın başlarında yaşamış Ud yapımcılarının,
günümüz Lütiyelerinden Teoman Kaya tarafından tesbit edilmiş olan
tarihsiz Ud etiketleri kayıtları."
Konyalı Viçen, Kadıköy
Veznecilerde Meşher-i Mûsikî Udi Sami ve Şeriki Alet Edevat MûsikîMagazası
Leonidas Yorgo Slancatis: Darüs-saade Nişancada Kumrulu Mescit No.19 İst.
Topkapılı Kostantin
S. Hristides ve T. Trupenyan Babıali No. 80
Selahattin Usta Ayasofya No. 57 İst.
Muhammed Memduh Kocamustafa paşa No. 336 İst.
Udi Manolzade Leon İncesaz imalathanesi Hernevi alatı mûsikîye ve fürühat tamir olunur. Şehzadebaşı Vezneciler
Udcu Artin Hatun Selamet Pasajı No. 10 Bodrum kat Osmanbey İst.
Muhammet Halil
Muhammet (Selanik'te yapılmıştır.)
Genç Hammas Esbep Agopyan Tokat
H. Ohanyan, Çarşıkapı Işıklı Han kat 2 İst.
İhvan Nihat, Şam 1900
Selim Hubbi, Şam 1900
Anton Tabbah, Halep 1901
Garabet Bedrosyan, Şam 1902
ZEYNEL ABIDÎN CÜMBÜŞ (1881-1947)
Usküp'te doğmuştur, ilk mektebi Usküp'te okuduktan sonda Askerî
Rüştiyeyi bitirmiştir.Tophane fabrikalarmda uzun zaman ustalık etmiş
daha sonra izmir'de Beyler sokağında dükkan açarak çalgı imaline
başlamıştır.İşini İstanbul'a naklettikten sonra Ud benzeri ve alüminyum
gövdeli "Cümbüş" adım verdiği çalgıyı imal etmiştir
(1929). Madenî ve gür sesli bu çalgı Türk mûsikîsinin diğer çalgıları
ile ses uyumu sağlıyamadığmdan sanat çevrelerinde tutulmamasına rağmen
piyasa mûsikîsinde özellikle sahne ve gazinolarda çok yayılmış ve
tutulmuştur. İlk yapım Cümbüşlerden birini Atatürk'e, birini de
İran Şahı Rıza Pehlevi'ye hediye etmiştir. Cümbüş ile katıldığı
Prag ve Kahire sergilerinde ödül kazanmıştır. Bu icadını Cumhurbaşkanlığı
Mûsikî Heyeti Şefliğine de bildirmiştir. Heyetin şefi Zeki Bey (Üngör)'in
verdiği rapor mûsikî tarihimiz bakımından son derece ilginçtir. Yıllarca
Türk mûsikîsi hakkında olumsuz girişim de bulunan Zeki beyin sanat
anlayışını bu rapor çok açık ortaya koymaktadır:
"RİYASETİ CUMHUR MUSİKÎ HEYETİ ŞEFLİĞİ
Memleketimizde senelerce devam eden sa'yü gayretile maruf mûsikî
san'atkarlarmızdan Zeynel Abidin Beyin bu defa alemi medeniyetle vücude
getirmiş olduğu yeni ve (Cünbüş mûsikî aleti) namındaki aletin
üzerinde sapları değiştirilmek suretiyle garp mûsikîsi aleti olan
kitare, mandolin ve banco hakiki sadâlarına faik olarak vazife ifa
ettiği bit'tetkik anlaşılmıştır. Şark mûsikîsine ait ut, tanbur
ve coşkun gib aletlerin keza saplar değiştirilmek suretiyle bir gövde
üzerinde umum sazların kendilerine mahsus sodalarım bu fennî alet
daha müsait suretle inkıtasız ahenktar olarak işittirmektedir. Şayanı
takdir ve tebrik olarak bu sanatkar TÜRK üstadımızın yapmış olduğu
kemanları da Avrupa kemanlarına müsavi derecede olup usanmaz
mesaisiyle istikbalde daha fevkaladelerini vücude getirmek kudretinde
olduğu bu kemanınnda ince muayenelerden geçirilmek suretile anlaşıldığım
mübeyyin rapordur. 27/1/1930, R. M. H., Şef, ZEKÎ"
Firma sonradan Cümbüş tanbur ve Cümbüş yaylı tanbur da yapmıştır.
Zeynel Abidin Cümbüş'ün bugün hayatta olmayan Fethi (1906) ve Cemal
(1912) adlı iki oğlu olmuştur. Kurduğu firma bugün İstanbul Atatürk
Bulvarı'nda torunu Naci Cümbüş tarafından devam ettirilmektedir.
HAMZA (1884-1915)
Hamza usta Kütahya Tavşanlı'da doğmuştur. Bağlama ustası olan
babası Ali ustadan bağlama tipi çalgıları yapmayı öğrenmiş ve
babasının ölümünden sonra îstanbul'a gelerek zamanın ünlü ud
ustası Manol ile tanışmış ve ondan da ud yapımım öğrenerek Çemberlitaş
civarında açtığı dükkanında ud yapımına başlamıştır. Beğenilen
udlarında Manol yapımı etkileri görülmüştür, İstanbul'da vefat
etmiştir.
Ud etiketi: Mekteb-i Sanayi mezunu Hamza usta, 1926, İstanbul
ARSAK KÖSEYAN (1884? - ?)
Ud etiketi: Arsak Köseyan Uzunçarşıbaşında No. 400,1915
SEREZLÎ GALİP (1884? - ?)
Ud etiketi: Serezli Galip Selanikte Sırrıpaşa Cd. Hacı sokak, 1331
KARABET KASRIBİTTAZOĞLU(1881?-?)
Ud etiketi: Karabet Kasrıbittazoğlu 2 Mayıs 1330
MURAT (Sümbül) USTA (1884-1960)
Kadıköyü'nde meşhur Murat usta Üsküdar' da dünyaya gelmiştir.
Ustası, Manol'un kalfası Üsküdarlı Mustafa ustadır. Ud yapmakla
mesleğe başlayan Murat usta pek çok çeşitli çalgılar yapmıştır.
Bunlardan Tanbur, Lavta, Keman, Kemence, Viyola, Çello, Viyolonsel ve
hatta Mandolin sayılabilir. H. Sadettin Arel'in tasarımladığı
(dizayn ettiği) "Kemence Beşlemesi"ni de Murat usta yapmıştır.
(Bkz.: H. S. Arel "Kemence Beşlemesi". Mûsikî Mecmuası,
No. 6, Ağ. 1948) İstanbul'da vefat etmiştir.
Ud etiketleri:
1- Mehmet Murat Sümbüloğlu Altıyol Tramvay durağı Kadıköy (El yazısı ile)
2- Kadıköyünde Altıyol ağzında çalgıcı Murat ustanın imalidir. 2/1/1932 (Diğer çalgılanna kurşun kalemle el yazışı büyük harfle M harfi yazmıştır.)
ÜSKÜDARLI MUSTAFA (1885-1935)
İzmir'de dünyaya gelmiştir. Yirmi yaşlarında İstanbula gelerek
Manol'un yanına çırak girmiştir. Daha sonra Beyazıt Mercan Uzunçarşıbaşı'nda
açtığı dükkanda başta Ud olmak üzere Tanbur ve Lavta da yapmış
ise de Udları ile ün kazanmıştır.
Ud etiketi: Üsküdarlı Mustafa Usta tarafından Darüssaadet İstanbul
Uzunçarşıbaşında Hicri 1329
İSKENDER KUTMANİ (1886-?)
Şamlı Kutmani kardeşlerin ortancası olan iskender, ağabeyi
Selim'den sonra o da, îstanbul'a gelerek Beyazıt'ta açtığı bir dükkanda
Üniversite cd. No. 18 (Eski adres: Maliye karşısı No.18) önce nota
yayımına ve onunla birlikte de Türk mûsikîsi çalgı aletlerinden
başlıca Ud olmak üzere yaptırıp satmaya başlamıştır. Vefatından
sonra, birlikte çalıştığı oğlu Ferit firmayı 1960'h yılların
sonuna kadar aynı yerde devam ettirmiştir.
ONNİK ZADURYAN (1888-1968)
Eskişehir'de doğmuştur. Ermeni asıllı nota yayıncısıdır.
Camcılık da yaptığı için "Camcı Onnik" diye anılırdı.
Beyazıt Maliye karşısı No. 22 adresinde "İstikamet Mûsikî Mağazası"
adıyla açtığı işyerinde 1924 yılından itibaren nota yayıncığına
başlamış ve daha sonra da firma adına Ud yaptırarak satışa sunmuştur.
İstanbul'da ölmüştür.
Ud etiketi: Onnik Zadurian (Alat-ı Mûsikîye Tamirat Mağazası)
Beyazıt Maliye karşısında No. (137) 22 (fotoğraflı)
GALİP SÖZEN (1890? - ?)
Ud ve tanbur yapımcısı Her ne kadar "Ankaralı Galip
usta" diye andırsa da doğum yeri Üsküdar'dır.
CEVDET KOZANOĞLU (1896-1986)
İstanbul Kasımpaşa'da doğmuştur. Henüz 11-12 yaşlarmda iken
"Kasımpaşa Kulaksız Mûsikî Mektebi"nde Santuri Ziya
Bey'den aldığı mûsikî derslerindeki gösterdiği başarı üzerine
onu ud hocası Ali Selahi beye devretmiş ve böylece Ud öğrenmiştir.
Askerliğini l. Dünya Savaşı sırasında (1915) "Sahra Topçu
Mektebi"nde marangoz ustabaşısı olarak yaptıktan sonra çalgı
yapımına başlamıştır. Ud, Tanbur, Kemencçe yapmıştır. Çeşitli
lokal ve gazinolarda udi olarak çalıştıktan sonra ilk açılan ist.
Büyük Postahane üzerindeki Radyo da (1926) daha sonra da Ankara
Radyosu'nda uzun yıllar (1938-1954) udi ve yönetici olarak çalışmıştır.
Ud yapımında yenilik olarak sırtları bombesiz, düz udlar yapmış
ise de yaygınlık bulmamıştır. (Daha fazla bilgi için Bkz.: Cevdet
Kozanoğlu, "Radyo Hatıralarım" Basıma Haz.: Dr. M. Nazmi
Özalp)
LEVON BOĞOSYAN GÖZENOĞLU (1900-1979)
Diyarbakır'da doğmuştur. Ermeni asıllıdır. Ud ve keman yapmıştır.
Dükkanı, Beyazıt Uzunçarşı cd. No.20. Lütiyeliği; babalığı
Kirkor Kahya'dan öğrenmiştir.
ONNÎK GARİFYAN (KÜÇÜKÜNER) (1900-?)
Selanik'te doğmuştur. Ermeni asıllıdır. Önce ağabeyi Mıgırdıç'tan
ud yapmayı öğrenmiş sonradan lütiyeliği Kirkor Kahya'dan öğrenmiştir.
Beyazıt Mercan cd. Caferiye handaki atölyesinde Ud, Tanbur, Kanun'dan
başka Keman, Gitar, Banço vs. gibi çalgılar da yapmıştır. Özellikle
ud, tanbur ve kanunları çok değerli addedilmektedir. İstanbul'da ölmüştür.
BAHRİYELİ HACI BEY (1900?-?)
Ud etiketi: Bahriyeli Hacı Bey, 1926
HAÇİK ARAMYAN (1900?-?)
Ud etiketi: Haçik Aramyan Çarşıkapı Beyazıt cd. No. 103 İstanbul, 1927
UDÇU RIZA (1900?-?)
Ud etiketi: Udçu Rıza mamulatı Aksaray Sineklibakkal şok. 8. 8.1926
MUSTAFA SAZER (1903?-1981)
Çanakkale Karabiga'da doğmuştur. Kayseri, Bursa gibi yerlerde
bulunduktan sonra son olarak İzmit'te çalışmakta idi, Saime hanımla
evliliğinden Sedat, Selma, Berna adalarında 4 evladı olmuştur.
Kemence, Tanbur ve Ud yapıcısı idi.
ÖMER ÖZRUNA (1901-1977)
Rumeli'de Serez yakınlarındaki Demirlihisar'da doğmuştur. İstanbul'a
geldikten sonra henüz çocuk yaşta iken, kendisinden 7 yaş büyük
olan kayınbiraderi Rüştü (1894-1957) beyin çırak olarak çalıştığı
Sahpazan'ndaki atölyeye o da çırak olarak girmiştir.. Atölye
sahiplerinden Mehmet beyin 1916'da ve Hacı Aziz beyin de 1922'de
vefatlarından sonda Beyazıt, Mercan Uzunçarşıbaşı no. 79'da eniştesi
Rüştü bey ile birlikte nefesli çalgılar yapım ve tamir atölyesi
kurmuşlardır. Burada her türlü bando aletleri imali, bakım ve
tamirleri yanında perdesiz izci boruları tipinde çalgılar da imal
etmişlerdir. Ömer Özruna, Rüştü beyin vefatından sonra da uzun müddet
vefatına kadar bu dükkanda hem tamir işleri yapmış hem de bazı
ithal çalgılar satışları yapmıştır.; Bu firmadan yetişenlerden
Balkan göçmenlerinden Enver ve Zeki ustalar: Nuru Osmaniye Çarşıkapı
cd. No. 15 dükkanda 1965-1989 yılları arasında hem nefesli sazlar
tamiratı ve hem de ithal çalgı satışları yapmışlardır. Ömer Özruna
İstanbul'da vefat etmiştir.
Firma:Ömer-Rüştü Özruna Uzunçarşıbaşı cd. No. 79 Mercan, Beyazıt
MÎKAİL / MİKE ZİLCİYAN (1906-1978)
İstanbul'da doğmuştur. Ermeni asıllıdır. Dedesi Kerope tarafından
Samatya'da kurulan atölyede zilciliği devam ettirmiş ve yaptığı
ziller dünya çapında ün kazanmıştır. Bekar ve çocuksuz olarak İstanbul'da
ölmüştür. M. Zilciyan'ın ölümün den sonda kalan aile efradı da
Amerikaya göçtüğünden şimdi bu aile den kimse kalmamıştır. Etem
Ruhi Üngör'ün Koleksiyonunda bulunan 30 cm. ve 50 cm. çaplı 2 adet
zilin üzerlerinde gömme damga ile şu ibareler yer almaktadır : l cm.
kadar büyüklükte bir ay-yıldız ve etrafım çevreler şekilde
"Made in Turkey" yazışı, onun altında K. Zildjian ve onun
da altında ZILDJIAN bulunlmaktadır. (daha geniş bilgi için Bkz.:)
1- Fuat Duyar, "Dünyaya îhraç Ettiğimiz Bir Meta: Bando Zili" Cumhuriyet (?), 5. 8.1953
2- Nuri Sami Koral, "Memleketimizin Dünyaca Şöhreti Olan Çalgısı: Zil, Havadis, 4. 9.1960
3- Nuri Sami Koral "Çalparalarımız" Mûsikî Mecmuası, no. 188, Ek, 1963
4- Ergun Çağatay, "Dünyanın En Ünlü Zilleri İstanbul'da Yapılıp ihraç Ediliyor" Cumhuriyet, (21. 4.1976)
ÖMER UYSAL (1909 - ?)
Kastomonu Cide'de doğmuştur. İstanbul Tahtakale'de ağaç tornacılık
yapmakta iken 1949 yılından itibaren zurna ve kaval imaline başlamış
ve kendisi ile işyerinde görüştüğüm 10. 7.1967 tarihine kadar 40
yıl içinde 70 bin kaval, 50 bin Zurna yaptığım beyan etmiştir. Çalmayı
ve yapmayı kendi kendine öğrenmiştir. İstanbul'da vefat etmiştir.
HADİ EROĞLUER (1910 -1990)
İstanbul'da doğmuştur. Küçük yaşta Hamza ustanın yanına çırak
olarak girmiş, lütiyeliği ustasından öğrenmiş ve Aksaray'da açtığı
dükkanında da yanına aldığı oğlu Engin'i yetiştirmiştir. Daha
sonra dükkanım Cerrahpaşa'ya nakletmiş ve o dükkanda çalıştığı
sıralarda vefat etmiştir. Dükkanı on yıldan beri oğlu
devam ettirmektedir. Başlıca ud olmak üzere, tanbur,
kanun, kemence vs. yapmıştır. Firma: Hadi Engin Eroğluer
Cerrahpaşa cd. Nakşi Sokak No. 23Aksaray-îstanbul Tel: (0212)
589 19 39 - 586 19 54
KUMKAPILI ZİYA USTA (1910? - ?)
Tanbur ve Ud yapmakla tanınmıştır.
AGAH ÎDEM (1910? - ?)
Kumkapı Nişanca Türkeli cd. Turakeş Sokak No. 2-1 dükkanında Ud
ve Tanbur yapımı ile tanınmıştır. Firma: Kumkapı Nişanca Türkeli
Cad. Turakeş Sokak No. 2-1 İSTANBUL
SÜLEYMAN SUAT SEZGİN (1910- ?)
Akşehir'de doğmuştur. Eskişehir" e yerleşerek 18 yaşında
ud çalmaya başlamış ve 1950 yılında Mersinli Kemal ustadan çalgı
yapımcılığım öğrenmiştir.Bağlama ve mandolin tipi çalgılar
yapmıştır. Daha sonra; "Ahenk" adım verdiği Cümbüş
tipi (fakat ağaçtan) çalgılar da yapmış ise de bu çalgılar yaygınlık
bulmamıştır. Ahenk çalgısının tanıtımı hakkında Darülelhan'
a yazdığı yazıya aldığı cevapta belirtilen birkaç husus dikkat
çekicidir. Darülelhan Müdürlüğü "AHENK" tarafımızdan
tedkik edilerek alaturkada bütün makamatı muhtevi ve kullanmağa
elverişli olduğu anlaşılmıştır. Genç ve kudretli sanatkarlarımızdan
Süleyman Suad bey tarafından icad edilen bu yeni mûsikî alatı
mevcut çalgıların en ahenklisi ve en çok duygu ve ihtizaz yaratanıdır.
En tatlı ve en çok kalbe dokunan seslerin ağaçtan mamul mûsikî
alatlarında oldugunu göz önünde bulunduran san'atkar Ahengi ağaçtan
yapmış olmakla beraber vücuda getirdiği yenilikler ve hususiyetler
sayesinde bu zarif alette bir de çok müessir madeni ses çıldırmağa
muvaffak olmuştur. Daha ilk yapılarım gördüğümüz bu çalgının
atide büyük mevkisi olacağım beyan eder ve bu muvaffakiyetinden
dolayı genç san'atkarı tebrik ederim. 141121 932 Darülelhan Müdür
ve Müessisi Halim HÎLMÎ
MİTHAT ARMAN (1910 -1987)
Selanik'te doğmuştur. 5 yaşında iken ailece Samsun'a göç etmiştir.
Babası Osmanlı ordusu paşalarmdandır. Küçük yaşlarda keman çalmaya
heves etmiş ve keman öğrendikten sonra da keman yapımma yönelerek
onda da başarılı olmuş ve Samsun' da bir atölye açmıştır. 1936
yılında Ankara'da açılan "Cumhuriyet Sergisi"ne yaptığı
kemanlarla katılarak büyük ilgi toplamıştır. Hatta eserleriyle
Atatürk'ün de dikkatim çekerek bir madalya ile ödüllendirilmiştir.
Aynı yıl Ankara Devlet Konservatuarı'nda Alman Lütiye Heinz Sohafrat
yönetiminde kurulan çalgı yapım atölyesine asistan olarak kabul
edilmiş ve bu hoca yaranda 3 yıl çalıştıktan sonra 2. Dünya Savaşı'nın
başlaması üzerine hocanın Almanya'ya dönüşünden sonra aynı atölyenin
şefi olmuştur. Daha sonra aynı atölye konservatuarın yapım bölümü
haline getirilmiştir. Bu bölümün ilk mezunlarından olan Bahri Yakut
ve İbrahim Sakarya M. Arman' m yanında asistan olmuşlardır. Bir çok
lütiye yetiştiren M. Arman'ın, bugün İTÜ Türk Mûsikîsi Devlet
Konservatuarı Enstrüman Yapım Bölümü Başkanı lütiye Cafer Açın
da öğrencisidir. Nevmiye hanımla evlenen Arman'ın Şimşek adlı bir
oğlu ve Yıldız adlı bir kızı vardır. Ankara'da vefat etmiş ve
Samsun'da toprağa verilmiştir.
SADIK BÜYÜKÇAĞLAR (1911-1992)
Kırım'da doğmuştur. 9 yaşında iken ailece Türkiye'ye göç
etmiştir. Henüz 13 yaşlarında iken İstanbul'daki zamanın çalgı
yapım ustalarından lütiyeliği öğrenmeye başlamıştır. Ayrıca
bu yıllarda bazı mûsikî cemiyetlerine devam etmiştir. 1939 yılından
1980 yılma kadar ut, cümbüş, bağlama tipi çalgılar, mandolin ve
darbuka ile çeşitli çalgıların muhafaza kabı, tel ve akort vidası
gibi eksesuarlar ile plastik flüt de imal etmiştir. Ayrıca yurt içinde
imal edilmeyen çeşitli çalgıların ithalini de yapmıştır.Ud ve cümbüş
çalmıştır. İstanbul'da vefat etmiştir.
DİKRAN NİŞAN (1911-1999)
Diyarbakır Egil kazasında doğmuştur. Ermeni asıllıdır. Henüz
12 yaşlarında iken Diyarbakırlı Maybali adında bir Ermeni ustadan ağaç
torna da zurna, çeşitli kavallar, dillli düdük, dilsiz düdük (çığırtma),
mey yapımım öğrenmeye başlamış ve sonradan ustalaşmıştır.
Yaptığı çalgıları motorsuz "Çırık" denen el tornası
ile yapar. Kendisi ile konuştuğum 1968 yılında, o zamana kadar 40
bin kadar çalgı yaptığım söylemiştir. Yaşlılık nedeniyle 1973
yılında çalışmayı bırakarak İstanbul'daki Surphaç Ermeni Lisesi
müdürü oğlu Hayik Nişan'ın yanına dönmüştür.
Prof. EMİN CENKMEN (1911-1993)
İstanbul'da Kadıköyü'nde doğdu. Kadıköy İtalyan Lisesi'ni
bitirdi. 1934 yılında Fazilet Cenkmen ile evlendi ve Atilla (1934) adında
bir oğlu oldu. Esinden ayrıldıktan sonra 1940 yılında Roma'ya müzik
tahsiline gidip orada iki yıllık eğitimden sonra oradan Paris'e
giderek Schola Cantorum'un şan bölümünden müzik profesörü olarak
mezun oldu (1948) Paris'te bir müddet şan hocalığı yapmış ve İsviçre'li
Cecile hanımla evlendikten sonra İstanbula döndü. Bu ikinci evliliğinden
de Metin (1957) adında bir oğlu oldu. 1947-1948 yılları arasmda, 15
günde bir yayınlanan "Mûsikî Ansiklopedisi" adında bir
dergiyi 22 sayı yayınladı. Bu arada yurt dışmdan nefesli saz
ithalatçılığı yaptı ve o sıralar ithal kısıtlaması karşısında
1952 yılında İtalya'dan bir usta getirterek "Sol ve si bemol
klarnet" imaline başladı. Bu imalatı 1987 yılma kadar devam
etti. Yılda 200-250 kadar klarnet imal etmiştir. 1944-1949 yılları
arasmda İstanbul'daki çeşitli gazetelerde müzik makaleleri yayınlamıştır.
1945 mayısmda İst. Şehir Tiyatrosu Dram bölümünde "Köroglu"
Operası 1946'da Ses Opereti'nde "Adalı Kız" ve
"Yosma" operetleri temsil edilmiştir. Bazı tiyatro
temsillerinde de rol almıştır. 1947 yılında "Osmanlı Sarayı
ve Kıyafetleri" isimli bir kitabı yayınlanmıştır. Piyano,
gitar ve ud çalardı. İstanbul'da vefat etmiştir.
HALDUN MENEMENCİOĞLU (1912 -1972)
Üsküdar'da doğmuş ve gençliği Kadıköy Acıbadem'de geçmiştir.
Hocasız olarak 7 yaşında keman çalmakla mûsikîye başlamış ve
13-14 yıl keman çaldıktan sonra bir gün Kemal Niyazi Seyhun'u
dinledikten sonra kemençeye heves ederek yine hocasız olarak vefatından
bir yıl öncesine kadar kemence çalmıştır. Yüksek Ticaret
Mektebi'nden mezun olduktan sonra 14 yıl bankacılık ve sonra da özel
muhasebecilik yapmıştır. 1937 yılında Ankara Radyosu'na girip
burada iki yıldan fazla kemence sanatkarı olarak çalışmıştır. İstanbul
Radyosu'nda Haluk Recai adı ile (1950-1972) arasmda çalışarak emekli
olmuştur. Kemence icrakarlığı yarımda bestekarhkla ve lütiyelikle
de uğraşmış kemence ve tanbur yapımında ün kazanmıştır. İstanbul'da
vefat etmiştir.
Kaynak : www.turkmusikisi.com